Emel Günaydın , Bıçak Sırtı Pamuk İpliği

…Şiddete dair en ufak bir kırıntı onu yaşamdan soğutur, tutunacak bir sevgi öğesi arar şiddetin içinde bile. Çünkü bilir ki o bir damla sevgiyi bulamazsa, ölecek. Umudu ölecek önce. ‘Umudun ölümü, beyin fişinin çekilmesi gibidir’ der hep Özgür. ‘Umudun ölürse, her gün kendini fiziksel ölüme hazırlarsın, bahaneler yaratırsın. Zira sevginin, merhametin veya umudun yokluğundaki karanlıkla yüzleşemez insan. Katiline sen katilsin diyemez…’


O da hiçbir zaman yüzleşemedi potansiyel katil adayıyla. Bu yüzden sevgiler yarattı kendine, kötünün içindeki cılız iyiyi daha palazlanmış ve görünür kılmak adına. En sonunda baktı ki başkaları değildi onun varlığının sebebi. Kendisi, varlığının bizzat sebebiydi. O kötünün içinde fellik fellik aradığı iyiyle vakit kaybetmeyecek; iyiliği kendisi yaparak, dünyadaki iyiliği çoğaltarak hem huzura ulaşacak hem de varlık misyonunu tamamlayacaktı. Merhamet onun lügatindeki sihirli kelimeydi. Sevgi ise merhametin yoldaşı… Edineceği mesleği, yaşayacağı hayatı hep bunun ışığında belirleyecek, bunun için kullanacaktı, bir nevi hayatını vakfedeceği şeydi bu. O yüreğindeki iyilik ağacını daha geniş kitleler için budarken, akış, bir koğuş mahkûma akıl verirken buldurmuştu kendini.”


Özgür henüz üniversite öğrencisiyken üstüne kalan bir cinayetle gençliğini hapishanede geçirmek zorunda kalmıştır. Senelerine mal olan bu iftirayı aklamak Özgür için hayatı boyunca benimsediği erdemli olmanın şekil değiştirmiş halidir. Her ne pahasına olursa olsun suçsuzluğunu hem adalet hem kendisi için kanıtlamayı kafasına koymuştur. Var oluşunu sorgulamanın sancısını ve gelgitlerini içinde hisseden Özgür için hayatın ona sunduklarıyla elindekilerin yetersizliği, kararlılığıyla çelişecek ve onu zorlu bir yola sokacaktır. Felsefe ve psikolojiyi hayatın pratiğinde yoğurarak kurgulayan roman, ayrıca toplumsal hassasiyetin yükselmesi gerektiğine inandığı her noktaya değiniyor.
KİTAP SONRASINDA BEN:
Her kitap okur için başka bir hayattır; ancak onu yazmak, hayatı kurgulamak ve hayatın iplerini ütopik ya da distopik bir şekilde ele geçirmek demektir. Bu kurgu sürecinde ve sonrasında zaten hassas biri olmamdan kaynaklı yüksek olan duyarlılığım ve sağ duyumun eserimle beraber daha da keskinleştiğini düşünüyorum. Eskiden sadece kendim için yazıp çizerken şimdi kitlelere hitap etmek güzel olduğu kadar sorumluluk getiren bir durum. Yazdıklarınızın ancak okurların kafasında olumlu şekillenme, onları olumluya güdüleme kaygısı olduğu sürece edebi eser değerlidir ve bir yazar sadece bir ayna olarak değil, aynadan yansıyan güzelliklere teşvik edip çirkinlikleri karaladığı sürece hakkını verebilir. Olayları daha geniş çerçeveden ve herkesin açısından değerlendirme meziyetlerimi geliştirmeme sebep oldu eserim. Ve tabi ki daha verimli olabilmem için kendimi daha çok geliştirmem, daha çok okumam gerektiğini daha da kanıksamama. Sonrasında hayatımdaki en büyük değişim ise yüzünü hiç görmediğim, bir kez bile tanışmadığım nice güzel yüreklere dokunmam ve onların güç veren olumlu yorumlarıyla kendimi daha istekli, şevkli hissetmem oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir